KARABÜK (TİHA) – Gece geç saatlerde uyuyan bireylerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olabileceğini ortaya koyan bilimsel bir araştırmayı değerlendiren Psikolog Rümeysa Demir, yaklaşık 74 bin kişinin verilerinin incelendiği çalışmada özellikle gece 01.00’den sonra uyuyan bireylerde ruh sağlığı sorunlarının daha sık görüldüğüne dikkat çekti.
Araştırmada 73 bin 888 yetişkinin verileri analiz edilirken, uyku saatleri ile ruh sağlığı arasındaki ilişki detaylı şekilde incelendi. Bulgular, aynı süre uyuyan bireyler arasında bile geç saatlerde uyuyan kişilerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, yalnızca uyku süresinin değil, uyku zamanlamasının da ruh sağlığı açısından belirleyici olduğunu vurguladı.
Bilim insanları, geç uyku düzeninin biyolojik saati olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerken, modern yaşam tarzının da bu durumu tetiklediğini belirtiyor. Dijital ekran kullanımı, sosyal medya ve düzensiz çalışma saatlerinin uyku ritmini geciktirdiği, bunun da “sosyal jet lag” olarak adlandırılan biyolojik saat ile sosyal yaşam arasındaki uyumsuzluğa yol açtığı ifade ediliyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, geç uyumanın tek başına doğrudan depresyona neden olmadığını ancak ciddi bir risk faktörü oluşturduğunu belirtti. Demir, insan beyninin “sirkadiyen ritim” adı verilen biyolojik saatle çalıştığını ifade ederek, “Bu sistem uyku-uyanıklık döngüsünü, hormon salgılarını ve duygusal dengeyi düzenler. Sürekli geç saatlerde uyumak bu ritmi bozarak melatonin ve kortizol gibi hormonların dengesini etkiler” dedi.

Bu dengenin bozulmasının zamanla yalnızca fiziksel yorgunluk değil, ruhsal değişimleri de beraberinde getirdiğini vurgulayan Demir, “Kişi gün içinde daha isteksiz, enerjisiz hissedebilir; keyif aldığı şeylerden zevk almamaya başlayabilir ve daha fazla stres yaşayabilir” ifadelerini kullandı.
“UYKU SAATİ SÜREDEN DAHA BELİRLEYİCİ OLABİLİR”
Uyku süresi kadar uyku saatinin de önemli olduğunu belirten Demir, “Yetişkinler için ideal uyku süresi 7–9 saat olsa da, bu uykunun hangi saatlerde alındığı büyük önem taşır. Gece çok geç saatlerde yatıp yeterli süre uyumak bile vücudun verimli çalışması için yeterli olmayabilir” diye konuştu.
Gece 01.00’den sonra uyumanın biyolojik olarak dezavantaj oluşturduğunu belirten Demir, bu saatten sonra uyuyan bireylerde uyku kalitesinin düştüğünü, REM uykusunun bozulduğunu ve hafıza işleme süreçlerinin zayıfladığını ifade etti.
GEÇ UYUYANLAR NEDEN DAHA RİSKLİ
Psikolog Demir’e göre geç uyumanın risk oluşturmasının birden fazla nedeni bulunuyor. Gece saatlerinde maruz kalınan yapay ışık melatonin salgısını baskılarken, sosyal ritmin bozulması yalnızlık hissini artırabiliyor. Bunun yanı sıra dopamin dengesindeki değişimler motivasyon düşüklüğüne yol açarken, biriken “uyku borcu” ise zamanla hem zihinsel hem fiziksel performansı düşürüyor.
İLK BELİRTİLER SİNSİ BAŞLIYOR
Uzmanlar, uyku düzeninin bozulmasının başlangıçta fark edilmesinin zor olduğunu ancak bazı erken belirtiler verdiğini ifade ediyor. Sabah kalkmakta zorlanma, gün içinde isteksizlik, konsantrasyon düşüklüğü ve duygusal hassasiyet bu belirtiler arasında yer alıyor.
Uzun vadede ise bu durumun depresyon ve anksiyete riskini artırabildiği, bağışıklık sistemini zayıflatabildiği ve öğrenme-hafıza süreçlerini olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor.
GENÇLER DAHA FAZLA ETKİLENİYOR
Gençlerde biyolojik saatin doğal olarak daha geçe kaydığını belirten Demir, bunun tembellik değil biyolojik bir durum olduğunu vurguladı. Ancak bu durumun okul ve sosyal hayatla çakışmasının kronik yorgunluk oluşturduğunu ifade eden Demir, özellikle gelişim aşamasındaki beyin bölgelerinin uykusuzluktan daha hızlı etkilendiğini söyledi.
SOSYAL MEDYA ETKİSİ BÜYÜK
Uzmanlara göre uyku düzenini en çok bozan faktörlerden biri de dijital ekranlar. Telefon ve tabletlerden yayılan mavi ışık melatonin salgısını baskılarken, sürekli içerik tüketimi de uyku saatini geciktiriyor.

UYKU DÜZENİ NASIL TOPARLANIR
Psikolog Demir, uyku düzenini toparlamanın en etkili yolunun her gün aynı saatte uyanmak olduğunu belirtti. Sabah saatlerinde gün ışığına maruz kalmanın biyolojik ritmi yeniden düzenlediğini ifade eden Demir, akşam saatlerinde ise ekran kullanımının sınırlandırılması gerektiğini söyledi.
Uyku saatinin bir anda değil, kademeli olarak erkene çekilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, kafein tüketiminin sınırlandırılması ve gündüz uykularının kısa tutulmasının da önemli olduğunu dile getirdi.
Düzenli bir program uygulandığında birkaç gün içinde iyileşme başladığını belirten uzmanlar, yaklaşık iki hafta içinde uyku düzeninin büyük ölçüde oturduğunu ifade ediyor.
SINAV DÖNEMİNDE UYKU DAHA KRİTİK
Sınav döneminde geç saatlere kadar çalışmanın verimi düşürdüğünü belirten Demir, “Uyku, öğrenmenin bir parçasıdır. Gece geç saatlere kadar çalışmak yerine erken yatıp sabah çalışmak daha verimlidir” dedi.
Uzmanlar, başarılı bir sınav süreci için düzenli uyku alışkanlığının ders çalışmak kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.
En kritik önerileri belirten Psikolog Demir, “Yatmadan önceki son 1 saat ekrandan uzak durmak, her gün aynı saatlerde yatıp kalkmak, uyku saatini kademeli olarak erkene çekmek” dedi.
Uzmanlara göre geç uyumak başlangıçta bir alışkanlık gibi görünse de zamanla psikolojik ve biyolojik risklere dönüşebiliyor. Bu nedenle sağlıklı bir yaşam için uyku düzeninin korunması büyük önem taşıyor.
