KARABÜK (TİHA) – Karabük Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Pelin Gölcük Mirza, İskoç tiyatrosunda kadın karakterlerin ulus ve kimlik kavramlarıyla ilişkisini ele aldığı çalışmasını anlattı.
Karabük Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Pelin Gölcük Mirza, İskoç tiyatrosunda kadın karakterlerin ulus ve kimlik kavramlarıyla ilişkisini ele aldığı akademik çalışmasının detaylarını paylaştı. Mirza, İskoç şair ve oyun yazarı Liz Lochhead’in eserleri üzerinden kadın, ulus ve tarih anlatısı arasındaki ilişkiyi incelediklerini belirtti.
Mirza, Lochhead’in hem şair hem de oyun yazarı kimliğiyle eserlerinde şiirsel bir dil kullandığını ifade ettiğini, oyunlarında özellikle kadın karakterleri ve kadın liderleri ön plana çıkardığını söyledi. Milliyetçilik söyleminin çoğu zaman erkek egemen bir dil üzerinden kurulduğunu vurgulayan Mirza, Lochhead’in eserlerinde bu söylemi sorgulayarak kadınların da ulusal kimliğin bir parçası olarak ele alınabileceğini dile getirdi.

YENİ TARİHSELCİLİK YAKLAŞIMI
Araştırmada kullanılan “Yeni Tarihselcilik” yaklaşımına da değinen Mirza, tarih yazımının tamamen tarafsız olmadığını belirtti. Tarihçilerin de kendi ideolojik yaklaşımlarının etkisinde kalabileceğini ifade eden Mirza, bu nedenle tiyatro, şiir ve kurgu eserlerin de tarihsel gerçekliği anlamada önemli kaynaklar olabileceğini söyledi. Mirza, edebi eserlerin yalnızca sanatsal değil aynı zamanda tarihsel ve toplumsal bağlamı anlamak açısından da önemli veriler sunduğunu vurguladı.
KADIN SESLERİ TARİHTE NEDEN AZ YER ALIYOR
Tarih kitaplarında çoğunlukla krallar, savaşlar ve erkek figürlerin ön plana çıktığını belirten Mirza, kadınların deneyimlerinin ise çoğu zaman geri planda kaldığını ifade etti. Tiyatro ve edebiyatın, tarihte yeterince yer bulamayan kadın seslerini görünür kılma açısından önemli bir rol üstlendiğini dile getiren Mirza, bu çalışmaların kadın tarihinin yeniden yorumlanmasına katkı sağladığını söyledi.
İSKOÇ TOPLUMUNUN ETKİSİ
Mirza, incelediği oyunlardan birinde İskoç tarihinde önemli rol oynayan iki kadın hükümdarın ele alındığını belirterek, bu karakterler üzerinden erkek egemen toplumsal yapının nasıl kurulduğunun sorgulandığını aktardı. Özellikle İskoç Kilisesi’nin kuruluş dönemine gönderme yapan eserlerde kadın yöneticilere yönelik olumsuz söylemlerin tarihsel arka planının incelendiğini ifade etti.
TÜRKİYE İÇİN DE UYGULANABİLİR
Benzer yaklaşımların Türkiye’deki edebiyat ve tiyatro çalışmalarında da uygulanabileceğini dile getiren Mirza, Türk tiyatrosunda da kadın liderler ve kadın deneyimlerinin daha fazla ele alınabileceğini söyledi. Mirza ayrıca incelediği oyunu Türkçeye çevirerek Ankara Devlet Tiyatrosu’na sunduğunu da belirtti. Tiyatro ve edebiyatın yalnızca sanatsal üretim alanı olmadığını, aynı zamanda tarihsel ve toplumsal hafızayı yeniden yorumlayan önemli araçlar olduğu sözlerini ekledi.
