KARABÜK (TİHA) – Safranbolu’nun Dereköy Tepesi’nde tespit edilen kaya çanaklarını ilk kez akademik olarak inceleyen Cemil Belder, kaya oyuklarının dini ritüellerde kullanılan “libasyon çanakları” olabileceğini belirtiyor.
Cemil Belder tarafından hazırlanan ve Safran Kültür ve Turizm Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan araştırmada, Dereköy Tepesi’ndeki bulguların Safranbolu’nun erken dönem tarihine ilişkin önemli veriler sunduğu belirtiliyor.
26 KAYA ÇANAĞI TESPİT EDİLDİ
Araştırmada, tepe üzerinde farklı gruplar halinde toplam 26 kaya çanağının kayıt altına alındığını ifade eden Cemil Belder, çanakların genişliklerinin 8 ila 18 santimetre, derinliklerinin ise 4 ila 15 santimetre arasında değiştiğini ifade etti. Kaya çanaklarının özellikle uçurum kenarına ve kadim yol hattına hâkim noktalarda yoğunlaştığına dikkat çekilen çalışmada, alanın yakınında Göztepe Tümülüsü olarak bilinen yığma tepenin ve tarihi yol kalıntılarının bulunduğu kaydedildi. Bu durumun, Dereköy Tepesi’nin ritüel amaçlı kullanılmış olabileceği ihtimalini güçlendirdiği belirtildi.
GÖBEKLİTEPE İLE AYNI GELENEĞİN PARÇASI
Araştırmada, kaya çanaklarının “libasyon” olarak adlandırılan sıvı sunu ritüellerinde kullanıldığı görülüyor. Libasyon geleneğinde tanrılara veya ölülere su, şarap gibi sıvılar sunuluyordu. Belder, bu geleneğin Anadolu’daki en eski örneklerinin Göbeklitepe’de görüldüğünü ve Neolitik Çağ’a kadar uzandığını vurguladı. Dereköy Tepesi’ndeki çanakların, Anadolu’daki Hitit, Urartu ve Frig dönemlerinde görülen örneklerle benzerlik taşıdığı kaydedildi.
SÜTUN ÜZERİNDEKİ ÇANAK VE ”HAYAT AĞACI” BAĞLANTISI
Araştırmada en dikkat çekici bulgunun, sütun üzerinde yer alan ve iç içe iki çanaktan oluşan özel form olduğunu belirten Cemil Belder bu yapının, Urartu kült törenlerinde hayat ağacı ile ilişkilendirilen libasyon sahneleriyle benzerlik gösterdiğini ifade etti. Çalışmada, söz konusu çanağın “hayat ağacı” sembolüyle bağlantılı olabileceği yönünde değerlendirmelere yer verildi. Safranbolu’daki ev süslemeleri, çeşmeler ve mezar taşlarında sıkça görülen hayat ağacı motifinin de bu kadim geleneğin izlerini taşıyabileceği kaydedildi.
MEZAR GELENEĞİYLE KÜLTÜREL SÜREKLİLİK
Araştırmada, günümüzde mezarlara su dökülmesi ve mezar başlarında su haznesi bulundurulması geleneğinin, geçmişteki sıvı sunu ritüellerinin kültürel dönüşüm olabileceği ifade edildi. Safranbolu mezarlığında hayat ağacı motifleri ile su sunusu deliklerinin birlikte görülmesinin, eski inanç pratikleri ile günümüz uygulamaları arasında sembolik bir bağ kurduğu belirtildi.


ARKEOLOJİK ÇALIŞMA ÇAĞRISI
Çalışmada, mevcut bulguların kesin tarih verilmesi için yeterli olmadığı ancak Dereköy Tepesi’nin kutsal bir alan olarak kullanıldığı vurgulandı. Belder, bölgede yapılacak arkeolojik kazı ve bilimsel incelemelerin, Safranbolu’nun İslamiyet öncesi tarihine ilişkin daha net veriler ortaya koyabileceğini vurguladı. Araştırmanın, Safranbolu’nun yalnızca Osmanlı dönemiyle sınırlı olmayan, çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koyması bakımından önemli olduğu değerlendiriliyor.
