KARABÜK (TİHA) – Safranbolu Tarihi Çarşı’da 32 yıldır dokumacılıkla ilgilenen Mustafa Akgül, Türk halı ve kilim motiflerinin tarihsel kökenlerini araştırarak bu motiflerin taşıdığı kültürel mirası yaşatmaya çalışıyor.
Türk dokumacılık tarihinin sadece bir zanaat değil, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan derin bir tarihsel alfabe olduğunu vurgulayan Mustafa Akgül, 1992 yılından bu yana kültürel bir mirasın koruyuculuğunu üstleniyor. Halı ve kilim dokumacılığını sadece bir ticaret kolu olarak görmediğini belirterek, bölgedeki mezar taşlarını, kaya resimlerini ve bina içlerindeki duvar süslemelerini tek tek inceleyerek kayıt altına alıyor. Akgül, yaptığı çalışmaların Türk dokuma kültürünün izlerini anlamada etkili olduğunun altını çizdi. Kaşgarlı Mahmut’un Divânu Lugâti’t-Türk eserinin kullandığı en önemli kaynaklardan biri olduğunu belirterek, Türk boylarının sembolik değerleri ve motiflerin anlamlarına dair bilgilerin yer aldığını ifade etti.
Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ederken yalnızca el sanatlarını değil, mitolojilerini de beraberinde getirdiğini vurgulayan Akgül, bu süreçte dokuma sanatının da değişime uğradığına dikkat çekti. Orta Asya döneminde Gök Tanrı inancının etkisiyle halı ve kilimlerde hayvan ve insan figürlerinin yer aldığını söyleyen Akgül, İslamiyet’e geçişinin etkisiyle bu figürlerin yerini daha çok geometrik desenler ve bitki motiflerinin aldığını dile getirdi.

“MOTİFLER YAZIDAN ÖNCEKİ ALFABEMİZDİR”
Akgül, motiflerin geçmişte yalnızca süsleme amacı taşımadığını vurgulayarak, ”Yazının bulunmasından önce Türkler tarafından kullanılan tamgalar aynı zamanda bir alfabedir. Türk boylarının kimliklerini ifade etmek, toplulukların sınırlarını belirlemek ve mülkiyeti işaretlemek amacıyla kullanılmıştır. İlerleyen dönemlerde Batılıların ‘runik alfabe’ olarak adlandırdığı yazı sisteminin oluşumunda da önemli bir yer tutmuştur” diye belirtti. Ayrıca Türk motiflerinin yalnızca halı ve kilimlerde değil, tarih boyunca farklı materyaller üzerinde de işlendiğini ekleyerek, ”Halı dokumacılığı dışında bu motiflerin günümüze ulaşmasını sağlayan şey ise mezar taşlarıdır. Taşlar üzerine kazınan Türk motiflerini Kırgızistan Issık Gölü Saymalıtaş bölgesinde, Moğolistan’daki Orhun Yazıtları’nda, Erzurum’daki Yazılı Kaya Panolarında, Ege ve Akdeniz’de bulunan Türkmen mezar taşlarında görüyoruz” şeklinde konuştu.

Günümüzde makine üretiminin artmasıyla birlikte geleneksel dokumacılığın unutulmaya yüz tuttuğunu dile getiren Akgül, “Makine üretimi halılar, geleneksel el dokumasının yerini aldı. Bu durum sadece sanatın değil, bir kültürün kaybolmasına yol açıyor” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti. El dokuması halıların “benzersiz birer sanat eseri” olarak değerlendirilmesi ve bu mirasın korunması için acil iyileştirmeler yapılması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.
