KARABÜK (TİHA) – Engelli bireyler, kamusal alanlara erişimde karşılaştıkları mimari engeller, yetersiz denetim ve eksik uygulamalar nedeniyle günlük yaşamda bağımsız hareket etmekte zorlanırken, bu durum sosyal hayata katılımlarını da doğrudan etkiliyor.
Karabük Üniversitesi Safranbolu Şefik Yılmaz Dizdar Meslek Yüksekokulu Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü Mimari Restorasyon Programı Öğr. Gör. Cem Cüneyt Özdemir, engelli bireylerin kamusal alanlara erişimde yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Özdemir, bu alandaki akademik çalışmasının çıkış noktasını, engelli bir çocuğun okula ulaşabilmesi için babası tarafından sırtında taşındığını gördüğü bir haberin oluşturduğunu belirtti. Bu görüntünün kendisini derinden etkilediğini ifade eden Özdemir, bu olayın ardından Karabük’teki eğitim yapılarında erişilebilirlik durumunu incelemeye başladığını söyledi.
GÜNLÜK YAŞAMDA KARŞILAŞILAN ENGELLER ZİNCİRLEME İLERLİYOR
Engelli bireylerin günlük yaşamda çok sayıda fiziksel engelle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Özdemir, bu sürecin evin kapısından itibaren başladığını ifade etti. Binalarda uygun girişlerin bulunmaması, asansörlere erişimin zorluğu, dar ve bozuk kaldırımlar ile toplu taşıma araçlarının engelli bireyler için yeterince uygun olmaması gibi sorunların günlük yaşamı ciddi şekilde zorlaştırdığını belirtti.
Özdemir, özellikle Karabük ve Safranbolu gibi engebeli coğrafi yapıya sahip şehirlerde bu sorunların daha belirgin hale geldiğini dile getirerek, birçok yapının merdiven ağırlıklı tasarlandığını ve bu nedenle erişimin neredeyse imkânsız hale gelebildiğini söyledi. Kamu binaları ve eğitim kurumlarının da bu durumdan etkilendiğini ekledi.
YASAL DÜZENLEMELER YETERLİ ANCAK UYGULAMA EKSİK
Türkiye’de erişilebilirlik konusunda yasal düzenlemelerin bulunduğunu ancak uygulama ve denetim mekanizmalarının yeterince işlemediğini belirten Özdemir, bu durumun en büyük sorunlardan biri olduğunu ifade etti.
Mimari projelerde çoğu zaman estetik kaygıların ön planda tutulduğunu söyleyen Özdemir, engelli bireylerin ihtiyaçlarının ise ikinci planda bırakıldığını vurguladı. Mevzuatta yer alan düzenlemelere rağmen sahada yeterli kontrol yapılmamasının sorunu kalıcı hale getirdiğini dile getirdi.

TEKNOLOJİK ÇÖZLÜMLER MEVCUT ANCAK YETERLİ DEĞİL
Erişilebilirliği artırmaya yönelik teknolojik çözümlerin bulunduğunu da belirten Özdemir, merdivenlere monte edilebilen asansör sistemleri gibi uygulamaların birçok sorunu çözebilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. Ancak bu sistemlerin yüksek maliyetleri nedeniyle yaygın şekilde kullanılmadığını ifade etti.
Özdemir ayrıca, akıllı şehir teknolojileri ve yeni mimari yaklaşımların erişilebilirliği artırabileceğini, ancak bunun için daha güçlü bir irade ve planlama gerektiğini belirtti.
SOSYAL HAYATA KATILIM DOĞRUDAN ETKİLENİYOR
Fiziksel erişim sorunlarının yalnızca mekânsal bir problem olmadığını vurgulayan Özdemir, bunun aynı zamanda sosyal hayata katılımı da doğrudan etkilediğini söyledi. Engelli bireylerin bağımsız hareket edememesinin zamanla özgüven kaybına ve sosyal izolasyona yol açabileceğini ifade etti.
Özdemir’e göre erişilebilirlik, yalnızca teknik bir mimari konu değil; aynı zamanda toplumsal eşitlik ve yaşam hakkı meselesi olarak ele alınmalı. Engelli bireylerin herkes gibi özgürce hareket edebilmesi için hem yerel yönetimlerin hem de toplumun daha bilinçli ve duyarlı olması gerektiğini vurguladı.
