KARABÜK (TİHA)- Yabancı dil kursu kurucusu ve eğitimcisi olan Mustafa Torun, Türkiye’de yabancı dil öğreniminde en büyük sorunun pratik eksikliği ve yanlış öğrenme alışkanlıkları olduğunu söyledi.
Türkiye’de yabancı dil öğrenme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Torun, dil öğreniminde en sık yapılan hatalardan birinin Türkçe düşünce yapısıyla yabancı dil öğrenmeye çalışmak olduğunu belirterek bunun süreci önemli ölçüde yavaşlattığını ifade etti.
Dil öğreniminde Türkçe düşünmenin; bireyin yabancı dilde konuşurken önce cümleyi ana dilinde kurup ardından kelime kelime çevirmeye çalışması anlamına geldiğini belirterek, bu durumun konuşma hızını yavaşlattığını ve çoğu zaman dilin doğal yapısına uymayan ifadelerin ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtti. Her dilin kendine özgü bir düşünme ve cümle kurma sistemi bulunduğunu vurguladı. Bu nedenle dil öğrenenlerin, kelimeleri tek tek çevirmek yerine o dilde sık kullanılan kalıpları öğrenmeleri ve düşünme süreçlerini zamanla hedef dile kaydırmaları gerektiği vurguluyor.

“PRATİK EKSİKLİĞİ DİL ÖĞRENİMİNİ YAVAŞLATIYOR”
Dil öğrenmenin önündeki temel sorunlardan birinin pratik eksikliği olduğunu vurgulayan Torun, birçok öğrencinin uzun yıllar eğitim almasına rağmen konuşma becerisi geliştirememesinin bu durumdan kaynaklandığını söyledi.
Gençlerde dil öğrenme motivasyonunun düşük olmasına da değinen Torun, gelecek kaygısı ve umut eksikliğinin bu süreci olumsuz etkilediğini ifade etti.
Dil kurslarının etkisine ilişkin değerlendirmede bulunan Torun, kursların süreci destekleyen bir araç olduğunu ancak başarının büyük ölçüde öğrencinin bireysel çabasına bağlı olduğunu belirtti. Torun, kurumlarda yer alan “akıcı konuşma garantisi” gibi ifadelerin ise sınırlı ölçüde gerçekçi olabileceğini dile getirdi.
Eğitim yöntemleri hakkında da konuşan Torun, dilin bir iletişim aracı olması nedeniyle yüz yüze eğitimin daha verimli olduğunu söyledi. Online eğitimlerin ise destekleyici olabileceğini ancak tek başına yeterli olmadığını ifade etti.
Son yıllarda dil tercihlerinde yaşanan değişime de değinen Torun, özellikle Almanca’nın aile birleşimi ve yurt dışında yaşam kurma isteği nedeniyle öne çıktığını belirtti.
Sosyal medyanın dil öğrenmeye etkisini değerlendiren Torun, bu platformların öğretici yönü bulunduğunu ancak öğrenme sürecini yüzeyselleştirdiğini söyledi.
Kısa sürede dil öğrenmenin mümkün olduğunu ancak bunun yoğun maruz kalma ve disiplinli çalışma gerektirdiğini ifade eden Torun, yeni başlayanlara güvenilir bir kurum seçmeleri, düzenli çalışmaları ve özverili olmaları yönünde tavsiyelerde bulundu.
