KARABÜK (TİHA) – Karabük Üniversitesi Psikoloji Bölümü Deneysel Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ecem OLÇUM, dijital platformların ve arama motorlarının yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan “dijital amnezi” kavramının, beynin bilgiyi depolama stratejilerini temelden dönüştürdüğünü belirtti.
İnternetin bir dış bellek gibi kullanılmasının bilişsel yükü azalttığını ifade eden OLÇUM, bu durumun geleneksel anlamda bir bellek kaybından ziyade “işlevsel bir yeniden yapılanma” ve bir adaptasyon süreci olduğunu vurguladı. Ancak bu dönüşümün, öğrenme biçimlerinde derin değişimlere yol açtığını ve özellikle bilginin zihinde nasıl işlendiği konusunda önemli farklılıklar yarattığını da sözlerine ekledi.

“BEYİN ENERJİ TASARRUFU İÇİN TEMBELLİK YAPIYOR”
Literatürde “Google Etkisi” olarak bilinen durumun hafıza üzerindeki etkilerini değerlendiren Ecem OLÇUM, Sparrow ve arkadaşlarının 2011 yılında yaptığı araştırmaya atıfta bulunarak, kişilerin internetten kolayca ulaşabilecekleri bilgileri zihinlerinde tutmama eğilimi gösterdiklerini ifade etti. OLÇUM, “Beyin her zaman enerjiden tasarruf etmek isteyeceği için bu ‘tembelliği’ yapacaktır; yani önceliği bilginin kendisine değil, erişim yoluna verecektir. Örneğin Malazgirt Savaşı’nın yılını ezberlemek yerine, bu bilgiye Google’dan nasıl ulaşacağını kodluyor. Bu durum bilgiyi derinlemesine işlemediği için onu daha ‘kırılgan’ ve kaybolmaya yatkın hale getiriyor” dedi.
Dr. Öğr. Üyesi OLÇUM, bir bilgiye saniyeler içinde ulaşılabileceğinin bilinmesinin, o bilginin zihinde ayrıntılı biçimde kodlanmasını engellediğini belirterek, “Bilgi derin işlenmediğinde kısa süreli kalır. Oysa özümsenen bilgi; çalışma belleği kullanılarak işlenir, önceki bilgilerle karşılaştırılır, yeniden organize edilir ve anlamlandırılır. Bu süreç daha fazla bilişsel yük gerektirir ancak kalıcı öğrenmenin temelini oluşturur” ifadelerini kullandı.
“BİLME YANILGISINA VE BİLİŞSEL DIŞSALLAŞTIRMAYA DİKKAT”
Dijital çağda insanların gerçekten unutkan olup olmadığı sorusuna açıklık getiren Ecem OLÇUM, serbest hatırlama performansının düşebileceğini ancak tanıma yoluyla geri çağırma performansının etkilenmediğini söyledi. OLÇUM, “Açık uçlu bir soruda bilgiyi geri çağıramazken, çoktan seçmeli bir soruda hatırlayabiliyoruz. Bu bir körelme değil, ‘bilişsel dışsallaştırma’ dediğimiz bir strateji değişimidir” dedi.
İnternete aşırı güvenin “bilme yanılgısı” oluşturabileceğine dikkat çeken OLÇUM, “Kişi bir bilgiye kolayca ulaşabileceğini bildiğinde, o bilgiyi gerçekten biliyormuş gibi hissedebilir. Bu da metabilişsel farkındalığın azalmasına, yani kişinin neyi bilip bilmediğini ayırt edememesine yol açar” diye konuştu.
Sürekli dış kaynaklara başvurmanın bireyin kendi bilişsel kapasitesine olan güvenini azaltmaktan çok, bazı durumlarda bu yanılsamayı güçlendirdiğini belirten OLÇUM, bu durumun öğrenme süreçlerinde yüzeyselleşmeye neden olabileceğini ifade etti.
“MULTITASKING BİR YANILGI: BEYİN SADECE GÖREVLER ARASI GEÇİŞ YAPIYOR”
Bildirimlerin ve kısa içeriklerin (Reels, TikTok, Shorts) dikkat sistemi üzerindeki etkilerini değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Ecem OLÇUM, “multitasking” kavramının bir yanılgı olduğunu vurguladı. OLÇUM, “Aynı anda iki işi birden yapamıyoruz. Bildirimlerle bölündüğümüzde sadece görevler arasında hızlı geçiş yapıyoruz. Bu geçiş hızlı olduğu için iki işi bir arada yürütmüşüz gibi geliyor ama performansımız mutlaka düşüyor” sözlerini kullandı.
Aşırı bildirim ve hızlı içerik tüketiminin bilişsel yükü artırdığını ve sürdürülen dikkat süresini azalttığını belirten OLÇUM, bu durumun kalıcı bir zihinsel gerilemeden ziyade geçici bir performans düşüşü yarattığını, ancak dikkat becerilerinin korunmasının bilinçli çaba gerektirdiğini vurguladı.
“EKRANDAN OKUMA DERİNLİĞİ AZALTABİLİR”
Dijital ortamlarda okuma sırasında farklı sekmelere geçmenin dikkat bölünmesine yol açtığını belirten OLÇUM, bunun metnin zihindeki bütünlüğünü sekteye uğratabileceğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi OLÇUM, “Sık sık sekme değiştirmek bağlamdan kopuşa neden olur ve anlamsal bütünleştirmeyi zorlaştırır. Bu da bilginin yüzeysel kalmasına yol açar” dedi.
Dijital ekran ile fiziksel kağıttan okuma yapmanın nörolojik farklarına değinen OLÇUM, kağıt üzerinde okuma yaparken beynin yazının bir mental haritasını çıkardığını ve hipokampal ağın aktif çalıştığını dile getirdi. Sayfaya dokunmanın ve konumsal bilginin hafızayı destekleyen yan girdiler olduğunu söyleyen OLÇUM, “Ekrandan okumada ise frontal bölge aktifleşir ve bilgiyi derin işlemektense hızlıca taramak ön plana çıkar” diye konuştu.
Bilgiyi hatırlamak yerine yalnızca nerede bulunacağını hatırlamanın öğrenme biçimini değiştirdiğini belirten Ecem OLÇUM, “Bu durumda zihin, derinlemesine işlemek yerine yüzeysel stratejiler geliştirir. Oysa kalıcı öğrenme, bilgilerin zihinde şemalar halinde organize edilmesiyle mümkündür. Bu yapılmadığında bilgi transferi ve yeni durumlara uyarlama zorlaşır” dedi.

“NAVİGASYON MEKANSAL ZEKAYI PASİFLEŞTİREBİLİR”
Harita uygulamalarına olan bağımlılığın yön bulma yetisini zayıflatabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi OLÇUM, sinir sisteminin kullanılmayan yolları enerji tasarrufu için zayıflatma eğiliminde olduğunu söyledi. OLÇUM, “Bilişsel haritalama yapmadan yön bulmak zihinsel yükü azaltır ancak bu ağların pasifleşmesine neden olur. Ancak rotayı analiz ederek ve çevreyi aktif şekilde gözlemleyerek bu etki azaltılabilir” sözlerini söyledi.
“TEKNOLOJİ ZİHNİ ZAYIFLATMAZ, DÖNÜŞTÜRÜR”
Teknoloji kullanımının insanı “bilişsel engelli” yapmadığını vurgulayan OLÇUM, bunun kalıcı bir yeti kaybı anlamına gelmediğini belirtti. “Bu durum daha çok çevreye uyumla ilgilidir. Nöroplastisite sayesinde bellek ve öğrenme stratejileri yeniden güçlendirilebilir” ifadelerini kullandı.
Yapay zekanın kullanım biçiminin bilişsel süreçleri doğrudan etkilediğini ifade eden Ecem OLÇUM, “Sorgulamadan kullanılan yapay zeka eleştirel düşünmeyi zayıflatabilir. Ancak aktif ve sorgulayıcı bir şekilde kullanıldığında yaratıcılığı destekleyebilir” diye ekledi.
“YARATICILIK İÇİN ZİHNİN BOŞTA KALMASI ŞART”
Zihnin “boşta kalma” anlarının yaratıcılık için kritik olduğunu belirten OLÇUM, “Sürekli bildirim alan bir beyin tepki vermeye odaklanır, düşünceler arası bağlantı kurmaya değil. Oysa yaratıcılık, farklı fikirler arasında bağ kurabilme yetisidir. Bu nedenle zihnin serbestçe dolaşabildiği anlara ihtiyaç vardır” diyerek sözlerini tamamladı.
