KARABÜK (TİHA)- Karabük Üniversitesi Safranbolu Başak Cengiz Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Bilgehan İyican, üç boyutlu (3D) yazıcı teknolojilerinin mimarlık ve inşaat sektöründe öneminin arttığını belirterek, küçük ölçekli projelerin gelecekte öne çıkacağını vurguladı.
Yaklaşık 12 yıldır akademik çalışmalarını sürdüren İyican, üç boyutlu yazıcılarla ilk olarak 2016-2017 yıllarında tanıştığını, bir yazıcıyı tamir ederek bu alana ilgi duymaya başladığını söyledi. Zamanla kendi yazıcısını tasarlayan İyican, geliştirdiği sisteme IYICAN-CoreXY adını verdi. Üniversitede verdiği dijital fabrikasyon dersleri kapsamında İyican, öğrencilere üç boyutlu yazıcılar, lazer kesim cihazları ve CNC (bilgisayarlı sayısal kontrol) makinelerinin çalışma prensiplerini anlattığını dile getirdi.

PANDEMİDE SOSYAL FAYDA SAĞLADI
Pandemi döneminde üç boyutlu yazıcıların önemli bir işlev üstlendiğini belirten İyican, sağlık çalışanları için yüz siperlikleri ürettiklerini ve bu ürünlerin doğrudan hastanelere ulaştırıldığını söyledi. Bu süreçte gönüllü çalışmalar yürüttüklerini ifade eden İyican, teknolojinin yalnızca üretim değil, sosyal katkı açısından da önemli olduğunu kaydetti.
Üç boyutlu yazıcıların eklemeli üretim yöntemiyle çalıştığını, ayrıca lazer kesim cihazlarının eksiltmeli üretim yaptığını belirten İyican, “Üç boyutlu yazıcılarda ortada bir malzeme yokken katman katman üretim yapılarak bir bütün elde edilir. Lazer kesimde ise mevcut bir malzemeden parça çıkarılarak son ürüne ulaşılır” dedi.

BİNA ÜRETİMİNDE YENİ YÖNTEMLER
Üç boyutlu yazıcılarla bina üretiminin mümkün olabilmesi için büyük ölçekli makinelere ihtiyaç duyulduğunu belirten İyican, bu makinelerin metrelerce alanı tarayarak katmanlı üretim yaptığını ifade etti. Üretim sürecinde betonun ham maddesinin kullanıldığını aktaran İyican, bir cihazın yaklaşık 10-20 santimetre genişliğinde, ortalama 5-10 santimetre yüksekliğinde bir katmanı dökerek ilerlediğini, ikinci kata geldiğinde 10 santimetre yükseldiğini ve tekrar aynı metodu kullandığını söyledi.

Bu yöntemde kalıp kullanılmadığını belirten İyican, betonun akışkanlık ve kürlenme süreçlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Betonun oksijenle, kimyasal reaksiyonlar, güneş ışığı veya ultraviyole etkisiyle sertleşebildiğini belirten İyican, farklı malzemelerin de kullanılabildiğini ifade etti. Sürdürebilirdik açısından betonarme yapıların daha uzun ömürlü olduğunu söyleyen İyican, üç boyutlu yazıcı ile yapılan binaların kaç yıl ömrü olduğuna dair net bir veri olmadığını söyledi.
Bu yapılarda karakteristik olarak beton kullanıldığını belirten İyican, malzemenin basınca ve çekmeye karşı belirli bir dayanım gösterdiğini, ayrıca mevcut bina duvarlarına kıyasla daha sağlam olduğunu vurguladı. Üç boyutlu yazıcılarla inşa edilen binaların duvarlarına eşya sabitlemenin mümkün olduğunu ve bu duvarların kırılgan olmadığını ifade eden İyican, bu yapıların günümüzdeki konutların yerini almasının zor olduğunu, ayrıca çok katlı binaların şimdilik mümkün görünmediğini söyledi.
İyican, bu teknolojinin daha çok küçük ölçekli yapılar ve özel projelerde kullanılacağını düşündüğünü dile getirdi. Üç boyutlu yazıcıların özellikle afet bölgelerinde hızlı konut üretimi açısından avantaj sağlayabileceğine dikkat çeken İyican, “Makineyi bölgeye götürerek yerinde üretim yapmak mümkün. Bu acil durumlarda hızlı çözüm sunabilir” ifadelerini kullandı.

Avrupa, Amerika ve Orta Doğu’da bu teknolojiyle üretilmiş yapı örneklerinin bulunduğunu belirten İyican, bu yapıların genellikle tek katlı olduğunu ifade etti. Yapılarda yalıtımın farklı yöntemlerle sağlanabildiğini söyleyen İyican, “Sandviç duvar tekniğiyle iki duvar arasına yalıtım yerleştirilebiliyor ya da binanın dış yüzeyine püskürtme yöntemi uygulanabiliyor” dedi.
Türkiye’de inşaat sektöründe katı yönetmeliklerin bulunduğunu hatırlatan İyican, üç boyutlu yazıcılarla üretilen yapıların ruhsatlandırılması ve yasal süreçlerinin henüz netleşmediğini söyledi. Bu alanda gerekli mevzuatın oluşturulmadan yapılacak yatırımların sorun yaratabileceğini belirten İyican, öncelikle yasal altyapının hazırlanması gerektiğini vurguladı.
“HAYAL EDİLEN ÜRETİLEBİLİR”
Teknolojinin bireyleri özgürleştirdiğini söyleyen İyican, üç boyutlu yazıcıların erken yaşta tanıtılması gerektiğini belirtti. Bu sayede bireylerin üretim becerilerinin gelişeceğini ifade eden Bilgen, “İnsanların hayal ettiklerini üretebilmeleri büyük bir avantaj” dedi.
Üç boyutlu yazıcıların mimarlık ve mühendisliğin çalışma biçimini teknik olarak değiştirdiğini belirten İyican, geçmişte projelerin ifade edilme yönteminin maket üretimi olduğunu söyledi. Ayrıca maketlerin kâğıt, ahşap ve çeşitli malzemelerden üretildiğini ve bu modeller üzerinden sunum yapıldığını ifade etti. Günümüzde ise bilgisayar ortamında üç boyutlu görseller ve renderlar kullanıldığını belirten İyican, sanal gerçeklik gözlükleri sayesinde mekânların henüz inşa edilmeden gezilebildiğini dile getirdi. Buna rağmen mimarlığın temelinden gelen maket anlayışının birçok yerde varlığını sürdürdüğünü vurguladı.
Son on yıllık süreçte üç boyutlu yazıcıların yaygın şekilde kullanıldığını belirten İyican, bu teknolojinin en güçlü yönlerinden birinin prototipleme olduğunu söyledi. Bir ürün ya da parçayı üretmek için başkasına anlatma sürecinin hem zaman aldığını hem de maliyeti artırdığını ifade eden İyican, bu süreçte fikrin başkalarıyla paylaşıldığını ve fikri mülkiyetin korunmasının zorlaştığını belirtti. Üç boyutlu yazıcıların, özgün fikirlerin doğrudan hayata geçirilmesine imkân tanıdığını vurgulayan İyican, “Kişi kendi prototipini geliştirip patent süreçlerini başlatabilir” dedi. İyican, üç boyutlu yazıcıların yalnızca araştırma ve geliştirme alanlarında değil, bireysel kullanımda yaygınlaştığını ve evlerde ek gelir kaynağı olarak kullanılmaya başlandığını dile getirdi.
