KARABÜK (TİHA)– Kuyumculuk sektörünün parıltılı vitrinlerinin ardındaki üretim sürecinde, tasarımdan pres aşamasına kadar her adımda milimetrik hesaplamalar ve tel erozyon makinelerinin hassas işçiliği belirleyici rol oynuyor.
Kuyumculuk denildiğinde genel tüketici kitlesinin zihninde yalnızca parıltılı taşlar, zarif kolyeler ve değerli madenler canlansa da, bu estetik sonucun arka planında oldukça teknik ve zorlu bir endüstriyel süreç işliyor. Bir mücevherin vitrine çıkmadan önceki serüvenini, bu işin mutfağındaki isimlerden biri olan Şafak D. tüm detaylarıyla anlattı.
TASARIMDAN FİZİKSEL FORMUN DOĞUŞUNA
Üretim sürecinin sanılanın aksine doğrudan altınla değil, çelikle ve dijital tasarımla başladığını belirten Şafak D., siparişler atölyeye ulaştığında ilk durağın tasarım departmanı olduğunu söyledi. Sürecin ilk adımlarını özetleyen Şafak D., siparişlerin tasarımcılara iletildikten sonra AutoCAD üzerinden modellerin kalıp formuna dökülerek çizildiğini ifade etti. Bu çizimlerin kalıphaneye giderek ölçülere göre taşlandığını, cıvata ve pim delikleri açılarak ayarlandığını dile getirdi.
Tasarım aşamasından sonra devreye giren tel erozyon bölümünün kalıbın kaderini tayin ettiğini vurgulayan Şafak D., bu aşamadaki rollerini şu sözlerle detaylandırdı: “Bizim işimiz gelen kalıpları ve takozları delmek, Ezcam üzerinden programlayıp tel erozyon makinelerinde kesimini sağlamak. Kesim bittikten sonra ise kalıpçılar bu parçaları toplayıp pres makinesinde numune basarak kalıbı hazırlıyor.”

20 DAKİKADAN 30 SAATE UZANAN HASSAS BEKLEYİŞ
Kalıp üretiminde standart bir süreden bahsetmenin mümkün olmadığını belirten Şafak D. hazırlanan kalıbın tasarımının, makinenin teknik durumunun ve kesilecek formun karmaşıklığının, süreci doğrudan etkilediğini söyledi. Şafak D., mesleğindeki bu zaman farkını şu örnekle açıkladı: “30 saat kesimi süren kalıp da gördüm, 20 dakikada biten iş de. Bu tamamen tasarımın detayına bağlı bir durum”.
Tel erozyon yönteminin neden vazgeçilmez olduğuna dair soruları da yanıtlayan Şafak D., bu teknolojinin sunduğu esnekliğe dikkat çekti. Tel erozyonun çok kapsamlı bir alan olduğunu, istenilen her şeye istenilen şekli vermenin bu yöntemle mümkün olduğunu belirtti. “Hassas kesim imkanı tanıması, tel erozyonu kalıp üretiminin tartışmasız lideri yapıyor” dedi.
“BİRİMİZİN HATASI HEPİMİZİ ETKİLER”
Şakak D. üretim sürecindeki en kritik unsurun tek bir noktayı işaret etmek yerine tüm ekibi kapsayan bir bütünlük olduğunu vurguladı. Tasarımcıdan kalıpçıya, erozyoncudan presçiye kadar herkesin bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı olduğunu söyleyen usta, hata payının yüksek olduğu bu iş kolunda dikkatin her şeyden önemli olduğunu ifade etti. Şafak D., “Birinin yaptığı hata hepsini etkiler. Bu yüzden büyük bir titizlikle çalışmak zorundayız. İşin en zor kısmı ise bu teknik süreçten ziyade insanlarla uğraşmak; bir sorun çıktığında herkes birbirine bağlı olduğu için işler karışabiliyor” dedi.
YATIRIMIN YENİ GÖZDESİ GRAM ALTIN KALIPLARI
Sektörel trendlerin de atölye mesaisini doğrudan etkilediğinin görüldüğünü söyleyen usta, son dönemde özellikle gram altın ve külçe ürünlerine olan ilginin artması, üretim bandındaki sipariş dengesini de değiştirmiş durumda ifadelerini kullandı. Şafak D., şu anki siparişlerin büyük bir çoğunluğunu gram altın külçe kalıplarının oluşturduğunu ve bu alanda yoğun bir talep artışı yaşandığını dile getirdi.
Vatandaşların kuyumculuğun genelde sadece vitrin ve satış kısmını gördüğünü, ancak arka planda büyük bir emek ve “kafa yorgunluğu” olduğunu hatırlatan Şafak D., mesleğine dair çarpıcı bir değerlendirmede bulundu. Altının değerinin sadece kendisinden gelmediğini savunan usta, süreci şu sözlerle tamamladı:
“İnsanlar üretim sürecini bilmedikleri için onları sadece altının kendisi cezbediyor. Oysaki 0.5 gramlık bir külçe ya da bir zincir kolye bile bizim saatlerimizi, büyük uğraşlarımızı alıyor. Benim fikrimce asıl kıymet, o tozun ve gürültünün içindeki işçiliktedir”.
EMEĞİN GÖRÜNMEZ YÜZÜ
Gündelik hayatta takılan küçük bir küpenin veya güvenli liman olarak görülen külçe altınların varlığı, aslında bu karmaşık mühendislik sürecine dayandığını belirten Şafak D.’nin paylaştığı teknik detaylar, her parıltılı sonucun ardında ciddi bir fiziksel ve zihinsel direnç olduğunu kanıtladı.
Sonuç olarak Şafak D., üretimin gizli kahramanlarının iş yükünün her geçen gün arttığını söyledi. Vitrindeki her bir parıltının arkasında büyük bir emek olduğunu hatırlatan usta, bu mesleki titizliğin sektörün geleceği için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek sözlerini noktaladı.
