KARABÜK (TİHA) – Safranbolu’da yaşayan 72 yaşındaki taş oyma ustası Erol Sürmen, çocukluk yıllarında yolun kenarlarında topladığı küçük taşlarla başlayan merakını yarım asrı aşan bir sanat yolculuğuna dönüştürdü.
Taş oymacılığına 17 yaşında başladığını belirten Erol Sürmen, mesleği herhangi bir eğitim almadan tamamen kendi çabası ve gözlem gücüyle öğrendiğini söyledi. Çocukluk döneminden itibaren taşlara farklı bir gözle baktığını ifade eden Sürmen, gördüğü şekilleri zihninde tasarlayarak sanata dönüştürdüğünü anlattı.
“KENDİMİ TAŞTA GÖRÜYORUM”
Taşlarla kurduğu bağı anlatan Sürmen, “Çocukluğumdan beri küçük taşları görür, alır, onlara şekil vermeye çalışırdım. Kendimi o taşın içinde görüyorum. Taşı elime aldığımda kafamda şekillendiriyorum, sonra işlemeye başlıyorum” dedi.
Herhangi bir akademik eğitim almadığını ancak yıllar içinde kendi sanat anlayışını oluşturduğunu belirten Erol Sürmen, “Ben alaylıyım. Bu işi mektepte değil, kendi kendime öğrendim. Ama bugün üniversiteler bile gelip benden bilgi alıyor” diye ekledi.

“İŞLERKEN APTAL, BİTİRİNCE ABDAL DİYORLAR”
Sanat yolculuğunda çevresinden farklı tepkiler aldığını da dile getiren Sürmen, taşları işlerken kendisine küçümseyici sözler söylendiğini ancak eser tamamlandığında aynı insanların hayranlık duyduğunu belirterek, “Ben bu taşları işlerken bana aptal diyorlar. İşleyip bitirdikten sonra da abdal diyorlar” sözleriyle yaşadığı süreci anlattı.
“BU SANAT BEYNİMİ DİRİ TUTUYOR”
Taş işlemeciliğinin kendisi için yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda zihinsel bir terapi olduğunu vurgulayan Erol, yaptığı sanatın kendisini hayata bağlı tuttuğunu ifade ederek, “Bu iş benim beynimi sürekli çalıştırıyor. Adeta ilaç gibi geliyor” dedi.
Başarının en önemli sırrının emek ve sabır olduğunu dile getiren Erol Usta, gençlere de kendilerini sürekli geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu. “Olduğun yerde kalmamak lazım. İnsan emek verirse, sabrederse ve kendini geliştirirse başarı gelir” ifadelerini kullandı.
“KOSKOCA TAŞ KIRILINCA ÜZÜLÜYORSUN”
Mesleğin en zor yanının büyük emek verilen taşların bazen kırılması olduğunu belirten Sürmen, “Koskoca taşı işlerken kırılabiliyor. Emeğine üzülüyorsun ama yeniden başlıyorsun. Taşa başka bir şekil veriyorsun” dedi.
Taş oymacılığının fiziksel zorlukları da beraberinde getirdiğini söyleyen Erol Sürmen, taş tozunun göz ve solunum yollarını etkilediğini ancak sevgiyle yapılan işte tüm zorlukların göze alınabildiğini ifade etti.

BİR ESER BAZEN YILLAR SÜREN EMEĞE DÖNÜŞÜYOR
Yaptığı eserlerde acele etmediğini belirten Erol Sürmen, bazı çalışmaların yalnızca günler ya da haftalar değil, bazen yıllar sürebildiğini söyledi. Taşa verdiği şekli sık sık yeniden değerlendirdiğini ifade eden Sürmen, beğenmediği bölümleri defalarca işleyerek istediği sonuca ulaşmaya çalıştığını anlattı. Her eserin sabır, emek ve zaman istediğini vurgulayan Sürmen, taş oymacılığında sürenin değil ortaya çıkan eserin önemli olduğunu belirtti.
Yaklaşık 55 yıldır taşlara hayat veren Erol Sürmen, sanatına aynı tutkuyla devam ederken, taş oymacılığını yalnızca bir uğraş değil; ömrünü adadığı bir yaşam biçimi olarak gördüğünü söyledi.
