Çarşamba, Mayıs 6, 2026
Ana SayfaAraştırma-İncelemeDr. Öğr. Üyesi Yılmaz: "Tükenmişlik sendromu gençlerde giderek daha yaygın hale geliyor"

Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz: “Tükenmişlik sendromu gençlerde giderek daha yaygın hale geliyor”

KARABÜK (TİHA)- Karabük Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji bölümünde görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Kadir Yılmaz, çocuklar ve gençler arasında artan tükenmişlik sendromunun pandemi süreci, sosyal baskı ve eğitim sistemindeki yoğun beklentilerden kaynaklandığını, özellikle sınav odaklı eğitim, aile ve çevre baskısı ile sosyal medyanın olumsuz etkilerinin gençlerde stres, yetersizlik hissi ve motivasyon kaybını artırdığını belirtti.

Yılmaz, tükenmişlik denildiğinde uzun yıllar boyunca akla yalnızca yetişkinlerin iş hayatında yaşadığı sorunların geldiğini ancak artık çocuk ve gençlerin de bu durumdan ciddi şekilde etkilendiğini ifade etti. Gençlerin hayatlarının en verimli dönemlerinde eğlenmek ve sosyal olarak gelişmek yerine yoğun stres, baskı ve sorumluluklarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.

“PANDEMİ DÖNEMİ DÖNÜM NOKTASI OLDU”

Pandemi sürecinin gençlerde tükenmişlik artışında önemli bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bu dönem sosyal izolasyonu artırdı, belirsizlik duygusunu güçlendirdi ve gençlerin psikolojik dayanıklılığını zayıflattı” dedi.

Aile ve okul ortamındaki beklentilerin de önemli bir etken olduğunu belirten Yılmaz, “Anne ve babalar ile öğretmenler çoğu zaman tüm çocuklardan aynı performansı bekliyor. Bireysel farklılıklar dikkate alınmalı” ifadelerini kullandı.

“İDEAL ÇOCUK ALGISI BASKI OLUŞTURUYOR”

Toplumda oluşturulan “ideal çocuk ve genç” algısının birçok öğrencide yetersizlik duygusuna neden olduğunu söyleyen Yılmaz, bu durumun zamanla özgüven kaybına ve tükenmişlik hissine dönüştüğünü belirtti. Başarısızlık korkusu yaşayan gençlerin giderek içe kapanabildiğini ve öğrenilmiş çaresizlik geliştirebildiğini ifade etti.

SOSYAL MEDYA VE GELECEK KAYGISI ETKİLİ

Gençlerin sosyal medya, dijital oyunlar ve olumsuz haber içerikleri nedeniyle de psikolojik olarak etkilendiğini dile getiren Yılmaz, “Sürekli kötü örneklerle karşılaşan gençlerde umutsuzluk ve gelecek kaygısı artıyor” dedi. Ekonomik belirsizlikler ve toplumsal sorunların da bu süreci derinleştirdiğini belirten Yılmaz, “Geleceğe dair hedefi ve umudu olan gençlerde tükenmişlik çok daha düşük seviyelerde görülüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Sınav odaklı eğitim sisteminin öğrencilerin öğrenme motivasyonunu azalttığını ifade eden Yılmaz, “Öğrenciler sık sık ‘Bunu nerede kullanacağım?’ sorusunu soruyor. Bu da öğrenmeye karşı ilgiyi düşürüyor” dedi.

Eğitimin yalnızca bilgi aktarımı değil, aynı zamanda bireyin kendini tanıması ve yeteneklerini keşfetmesi gerektiğini belirten Yılmaz, Amerikalı eğitimci John Dewey’in “yaparak öğrenme” yaklaşımına dikkat çekti.

TÜKENMİŞLİK VE DEPRESYON ARASINDAKİ BAĞ

Tükenmişliğin geçici yorgunluktan farklı olduğuna değinen Yılmaz, bu durumun uzun sürdüğünde depresyona dönüşebileceğini ifade etti. “Sürekli yorgunluk, isteksizlik, sinirlilik ve hayattan keyif alamama tükenmişliğin önemli belirtileridir” dedi. Bu süreçte ailelerin, öğretmenlerin ve çevrenin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, erken müdahalenin büyük önem taşıdığını söyledi.

“EĞİTİM SİSTEMİ YENİDEN YAPILANDIRILMALI”

Eğitim sisteminin öğrencilerin psikolojik dayanıklılığını artıracak şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Yılmaz, öğrencilerin bireysel yeteneklerine göre yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Okullarda sosyal etkinliklerin artırılması, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri ortamların oluşturulması gerektiğini ifade eden Yılmaz, “Gençlerin fikirlerine değer verildiğini hissetmesi onların psikolojik dayanıklılığını artırır” dedi.

Yılmaz ayrıca eğitim sisteminin sadece akademik başarıya değil, aynı zamanda iyi insan ve iyi vatandaş yetiştirmeye de odaklanması gerektiğini vurguladı.

Diğer Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler

Son Yorumlar