KARABÜK (TİHA) – Eskişehir’de atlı okçuluk antrenörlüğü yapan Cüneyt Buzlu, fiziksel ve ruhsal açıdan insan sağlığına olumlu etkileri olduğu bilinen bu geleneksel spor dalının, son yıllarda artan ilgiyle birlikte yeniden popülerlik kazandığını belirtti.
Eskişehir’de 11 yıldır atlı okçuluk eğitimi veren antrenör Cüneyt Buzlu, Türklerin tarih sahnesindeki başarılarında atlı okçuluğun önemli bir rol oynadığını belirtti. Buzlu, Türklerin ok ve yay teknolojisindeki üstünlüğü sayesinde 17. yüzyıla kadar dünyanın büyük bir bölümünde etkili olduğunu ifade etti. Atın hızının ve uzun mesafelere ulaşabilme kabiliyetinin askeri açıdan büyük avantaj sağladığını söyleyen Buzlu, “Atlı okçuluk, Türklerin kültürünü ve medeniyetini ortaya çıkaran en önemli unsurlardan biridir. Bu başarının üç temel sebebi atın evcilleştirilmesi, eyerin bulunması ve üzenginin icat edilmesidir” dedi.
Atlı okçuluğun iki spor dalının birleşimi olduğunu belirten Buzlu, “Bu sporu öğrenmek isteyenlerin Geleneksel Türk Okçuluğu ve At Biniciliği alanlarında eğitim alması gerekiyor. Her iki disiplin konusunda belli bir seviyeye ulaşması lazım” dedi. Günümüzde atlı okçuluğun Üzengi Tablası ve Kabak Direği olmak üzere iki farklı parkurda gerçekleştiğini belirten Buzlu, “Üzengi Tablası parkurunda sporcular at üzerinde hareket halindeyken sabit hedeflere ok atıyor. Kabak Direği parkurunda ise yaklaşık 8 metre uzunluğundaki bir direğin tepesindeki kabağa ok atılıyor” sözlerini ekledi.

Her spor dalında olduğu gibi atlı okçulukta da sakatlanma riskinin bulunduğunu belirten Buzlu, “Riskler arasında attan düşme, kırık, çıkık ve çeşitli zedelenmeler yer alıyor” sözlerini kullandı. Bu sporun sağlık açısından birçok faydası olduğunu vurgulayan Buzlu, “Zihinsel ve fiziksel faydalarının yanı sıra; omurga eğriliği, kamburluk, böbrek taşı, nevrotik (psikolojik rahatsızlıklar) bozuklukları, omurga yapısını ve bacakları güçlendiriyor ayrıca mental olarak iyi geliyor” dedi.
At bakımının maliyetli olduğunu belirten Buzlu, “Genellikle yarış geçmişi olan atlarla çalışıyoruz. Atların ok ve kamçı sesine alışması gerekiyor. Ayrıca oturma eğitimi yaklaşık bir yıl sürüyor” dedi. Atların bakımının zahmetli ve maliyetli olduğunu vurgulayan Buzlu, “Bir at günde yaklaşık 45 litre su tüketiyor; 6 kilo arpa ve yulaf, 2 kilo da yonca ile besleniyor. Ayrıca nalları 45 günde bir değiştiriliyor” dedi.
Eskiden avcılık ve savaş amacıyla kullanılan atlı okçuluk, sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle zamanla unutulmaya yüz tuttu. Ancak son yıllarda Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Macaristan, Mısır, Rusya, Kıbrıs, Pakistan, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde ilgi görmeye başladı. Ayrıca her yıl farklı ülkelerde atlı okçuluk dünya şampiyonası düzenleniyor. Atlı okçuluk, spor olarak uygulanmasının yanı sıra; dizi, film, belgesel ve oyuncu koçluğu gibi farklı alanlarda kullanılmaya başlandı.
