KARABÜK (TİHA) – Hastanelerde görünürde doktorların karar verdiği ve yönetimin sistemi yönettiği bir yapı bulunsa da, sürecin arka planında hemşirelerin belirleyici bir rol üstlendiği ifade ediliyor.
20 yıldır sağlık sektöründe görev yapan ve yoğun bakım, acil servis ile kalp damar cerrahisi gibi kritik birimlerde çalışan Hemşire İlgen Kavuncuoğlu, hastanelerdeki görünmez hiyerarşi ve iletişim dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kavuncuoğlu, hemşirelerin yalnızca tedavi uygulayan değil, hastayı baştan sona gözlemleyen ve süreci yönlendiren bir konumda olduğunu belirtti. Bu rolün çoğu zaman fark edilmediğini ancak sistemin işleyişinde belirleyici olduğunu vurguladı.
“HEMŞİRELER SÜRECİN TAMAMINA HÂKİM”
Hastaneyi bir organizmaya benzeten İlgen Kavuncuoğlu, hemşirelerin bu yapının sadece bir parçası olmadığını, aksine sürecin tamamına hâkim olduğunu söyledi. Kavuncuoğlu, “Doktor hastayı görmeden önce ilk değerlendirmeyi yapan biziz. Tedavi sürecinde ilacın etkisini, yan etkisini, hastanın verdiği tepkiyi gözlemleyen yine biziz. Sadece tedavi değil, bakımın tamamını sürdüren, yani sadece iğne yapan değil, hastanın tüm sürecine hakim olan biziz” dedi. Bu yönüyle hemşirelerin hastaya en yakın ve en fazla temas eden meslek grubu olduğunu vurguladı.

HASTA VE DOKTOR ARASINDA DENGE ARAYIŞI
Doktorların tıbbi dili ile hasta ve yakınlarının duygusal tepkileri arasında denge kurmaya çalıştıklarını ifade eden Kavuncuoğlu, bu sürecin her zaman kolay ilerlemediğini belirtti. “Doktor alışkanlıkla daha net ve kısa konuşabiliyor. Hasta yakını ise panikle hareket edebiliyor. Biz bu noktada daha sakinleştirici ve açıklayıcı bir dil kullanmaya çalışıyoruz. Bu süreçte hem doğru bilgiyi vermeye hem de karşı tarafı sakinleştirmeye uğraşıyoruz” diye konuştu.
Hastanelerdeki hiyerarşik yapının çoğu zaman bilgi değil ego üzerinden şekilendiğini dile getiren Kavuncuoğlu, deneyimli hemşirelerin gözlemlerinin zaman zaman dikkate alınmadığını söyledi. “Bazen hiçbir şey bilmeyen bir doktor bile sadece ‘ben doktorum’ diyerek karar alabiliyor. Bu durumun hasta açısından risk oluşturabiliyor ve çoğu zaman uyarılar dikkate alınmıyor” dedi. Bu durumun bazı vakalarda süreci zorlaştırdığını da sözlerine ekledi.
HASTA YAKINLARININ TEPKİLERİ
Hasta yakınlarının yaşadığı stresin çoğu zaman hemşirelere yansıdığını belirten İlgen Kavuncuoğlu, bu durumun mesleki açıdan zorlayıcı olduğunu ifade etti. “Öfke çoğu zaman bize yöneliyor. Açıklama yapmaya çalışsak da her zaman karşılık bulamayabiliyor” dedi. Bu tür durumların gün içerisinde çalışanların psikolojisini etkileyebildiğini de belirtti.
Hastalarla empati kurduklarını ancak bu durumu duygusal bağa dönüştürmemeleri gerektiğini vurgulayan Kavuncuoğlu, “Her hastayla duygusal bağ kurarsak bu mesleği sürdüremeyiz” sözlerini söyledi. Bu nedenle sağlık çalışanlarının duygularını kontrol altında tutarak profesyonel bir yaklaşım sergilemek zorunda olduğunu ve her hasta sonrası duygusal olarak sıfırlanmak zorunda olduklarını ifadelerine ekledi.
YOĞUN BİRİMLERDE SÖZSÜZ İLETİŞİM
Acil ve yoğun bakım gibi birimlerde çoğu zaman sözsüz iletişimin ön plana çıktığını belirten Kavuncuoğlu, bu durumun tamamen deneyime bağlı olduğunu ifade etti. “Bazen sadece bakışla anlaşılır. Ama bu herkesle olmaz, karşılıklı tecrübe gerekir” dedi. Protokollerin net olmasının da bu iletişimi kolaylaştırdığını ekledi.
Hastane sisteminde çalışanların çoğu zaman kendilerini yalnız hissettiklerini belirten Kavuncuoğlu, özellikle zor durumlarda yeterli destek göremediklerini söyledi. “Sistem seni arkasında hissettirmiyor. Sadece sorun çıktığında görünür oluyor” dedi. Bu durumun sadece hemşirelere değil, tüm sağlık çalışanlarına yönelik bir problem olduğunu ve sağlık çalışanlarının motivasyonunu olumsuz etkilediğini vurguladı.

DOKTORLA İLETİŞİMDE YAKLAŞIM
Doktorla iletişimde çoğu zaman samimiyetin belirleyici olduğunu dile getiren Kavuncuoğlu, hastanın yararına olan durumları bu yolla anlatmaya çalıştıklarını söyledi. “Bazen başka bir doktor üzerinden ya da dolaylı yollarla anlatmak zorunda kalıyoruz” diye vurguladı. Ancak egonun yüksek olduğu durumlarda bu çabanın sonuç vermediğini belirtti.
Hasta yakınlarını sakinleştirmek için kullandıkları dilin önemine dikkat çeken Kavuncuoğlu, en etkili yöntemin empati kurmak olduğunu söyledi. “Sizi anlıyorum ama bu şekilde davranarak hastanıza zarar veriyorsunuz” gibi ifadelerin çoğu zaman etkili olduğunu belirtti. Bu yaklaşımın tansiyonu düşürdüğünü ve çoğu durumda süreci kolaylaştırdığını ifade etti.
HATA YÖNETİMİ VE SİSTEMSEL SORUNLAR
Hataların çoğu zaman sağlıklı şekilde ele alınamadığını belirten Kavuncuoğlu, sistemde ciddi bir baskı ve mobbing ortamı olduğunu dile getirdi. “Hata söylediğinde suçlu sen olursun” diyen Kavuncuoğlu, bu durumun sağlık sistemindeki sorunların temel nedenlerinden biri olduğunu ve sağlık sistemindeki genel işleyişi de etkilediğini belirtti.
Karar mekanizmasının her zaman doktorlarda olduğunu belirten Kavuncuoğlu, hemşirelerin bu süreçte söz sahibi olmadığını söyledi. Hastane içindeki “fısıltı gazetesi”nin ise çoğu zaman temizlik personeli olduğunu, asıl gönderme gücünün hemşirelerde değil onlarda olduğunu, çünkü çoğunun siyasi bir kanat ya da torpille geldiği için koruma altında olduklarını ifade etti. “Her yerdeler ve her şeyi biliyorlar, karar alma süreçleri arasındaki diyalogda hemşirelerin hiçbir faktörü yoktur” dedi.
VİCDANİ YAKLAŞIM VE ESNEKLİK
Zaman zaman kuralların ötesinde insani kararlar almak zorunda kaldıklarını belirten Kavuncuoğlu, özellikle saygılı hasta ve yakınlarına karşı daha esnek davrandıklarını söyledi. “Bazen gizlice yol gösterdiğimiz bile olur” diyerek, bu durumun tamamen insani bir refleks olduğunu vurguladı.
Sağlık çalışanlarının duygularını hastaya yansıtmaması gerektiğini dile getiren Kavuncuoğlu, bunun mesleğin temel kurallarından biri olduğunu belirtti. “Bir odadan çıkınca o duygu orada kalmalı” dedi. Bunun hem deneyim hem de iş ahlakıyla ilgili olduğunu söyledi.
Mesleğe yeni başlayanlara en önemli tavsiyesinin vicdan olduğunu belirten Kavuncuoğlu, “Yastığa başını koyduğunda rahat uyuyabiliyorsan doğru yapıyorsun demektir” dedi. İşin ciddiyetine dikkat çeken Kavuncuoğlu, “Bizim elimizin altında bir eşya değil, bir insan var” ifadelerini kullandı.
